Soru: Ezan okurken teğanni yapmanın mekruh olacağı söyleniyor. Ancak mekruh olduğu söylenen bu teğanninin somut bir şekilde ortaya konduğunu söylememiz pek mümkün değil.  Ezanda teğanni yapmak nedir? Ve mekruh mudur?

Cevap: Bir şey hakkında konuşmanın evvela onun mefhumunu tasavvur etmenin fer’i olduğu şeklindeki kadiyye-i müselleme gereğince şu meselede evvela teğanni kelimesinin ne olduğunun beyan edilmesi gerekiyor. Teğanni kelimesi kökü itibarıyla “ğina” mastarına dayanmaktadır. Ğina kelimesi “bir yerde iskân etmek, hayat sürmek” gibi manalara gelmektedir. Fakat bu kelimenin “tefa’ul” babına intikal etmesinden sonraki aldığı mana “zenginleşmek veya güvercinin güzel güzel ötmesi gibi” anlamlardır. Kelimenin konumuzla ilgisi olan bir de “tef’il babına girdiğinde(tağniye) aldığı mana vardır ki bu da “şarkı söylemek” manasıdır.

Tüm bunlardan hareketle, konuyla ilgili genellikle fıkıh metinlerimizde “teğanni” kelimesi değil de “lahn[1] veya telhin[2] geçmektedir. Lahn veya telhin kelimeleri iki manaya gelebilir: Birincisi: “Falanca kıraatinde lahn yaptı” dendiğinde anlaşılan “terennüm” manası, ikincisi de “başkasının kavrayamadığı bir şeyi anlamak manasıdır.”. İbnu’l-Melek Lahn’i “bir şeyin kelimelerini değiştirmeye götüren teğannî” şeklinde ta’rif etmiştir.[3] Bunları nakleden İbn Nüceym lahn’ den “Bir harfi okunmasındaki caiz olan şeklinden çıkarmak, harflerde veya harekât ve sekenât gibi keyfiyetlerinde noksan veya ziyade yapmak” manasını anlamamız gerektiğini söyler.[4]

El-Haskefi “ed-Dürrü’l-Muhtar”ında ezanda lahn yapılmaması gerektiğini söylerken “ezan kelimelerinin değiştirilerek teğannî yapılmasının mekruh olacağını söyleyerek” lahn kelimesini bu manada tefsir eder. Tağyir olmaksızın yapılan teğannînin de güzel olacağını söyler. Zira sesin güzelleştirilmesi matlup olan şeylerdendir.[5]

Aynı şeyi Sadru’ş-Şeria “Şerhu’l-Vikaye” sinde söyler. Onun bu sözlerini şerh eden Abdulhayy el-Leknevî, “Seslerinizle Kuranı süsleyiniz”[6] veya “Kuranla teğannî yapmayan bizden değildir[7] şeklindeki hadisleri de yasak olmayan teğanninin şeriatta teşvik edilen bir şey olduğuna delil olarak getirir.[8] Medleri uzatmak şayet ezan kelimelerini tağyir edip değiştirmeye götürüyorsa bu durumda bu da yasak olan teganniye gireceğinden dolayı mekruh olacaktır.[9] Bunun yanında bir de “harfleri imale etmeden kalın okumak” anlamına gelen tefhim vardır ki bunda da bir beis yoktur.[10]

Teğanni yapmanın hükmüne gelince, mahiyetini izaha çalıştığımız teğanni Hanefi mezhebince mekruhtur. Zira rivayet edildiğine göre İbn Ömer (Radıyallahu Anh)’e bir adam gelmiş ve “Ben seni Allah için seviyorum”demiştir. Bu söz üzerine İbn Ömer de adama “Ben de sana Allah için buğz ediyorum” demiş ve Adamın “niçin” diye sorması üzerine İbn Ömer (Radıyallahu Anh): Bana ulaşan habere göre sen ezanında teğanni yapıyormuşsun” buyurmuştur.[11] Bundan da anlaşılan keyfiyetini izah ettiğimiz teğanninin sonradan çıkma bir bidat ve mekruh olduğudur. Vallahu A’lem…


 

[1] Ömer en –Nesefi, Kenzu’d-Dekaik, s. 40 Daru’l-Beyruti, Dimeşk, 2009, B.I

[2] Abdullah el-Mavsıli, el-Muhtar (el-İhtiyar ile) I/143, er-Risaletu’l-Alemiyye, Beyrut-Lübnan, 2009, B.I

[3] İbnu’s-Saatî, Mecmau’l-Bahreyn, s. 111(Dipnot), Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut-Lübnan 2005, B.I

[4] İbn Nüceym, el-Bahru’r-Raik, I/446 Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut-Lübnan 1997, B.I

[5] Bkz. İbn Abidin, Reddu’l-Muhtar, II/53 Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut-Lübnan, 1994, B.I

[6] İbn Hibban, Sahih, 3/25 vd.

[7] El-Buhari, Sahih, No: 2737 vd.

[8] Bkz. Abdulhayy el-Leknevi, Umdetu’r-Riaye, II/35 Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut-Lübnan, 2009, B.I

[9] Vehbe ez-Zühayli, el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletuhu, I/ 709, Daru’l-Fikr, Dimeşk, 2007, B.10

[10] Es-Serahsi, el-Mebsut, I/138, Daru’l-Marife, Beyrut-Lübnan

[11] Hakim, el-Müstedrek, III/703, Bkz. Ali el-Kari, Fethu Babi’l-İnaye, I/ 184 Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut-Lübnan 2009, B.I