Hakîkat-ı mukarraradır ki içinde bulunmuş olduğumuz modern zamanda silsileleri Margoliouthlardan oluşan kimselerin Kur’ân-ı Kerîm hakkında ilim silsileleri Hammâdlara muttasıl olanlar gibi düşünmesi elbette beklenemez. Çünkü ilmî zaviyeden en hareketli asırlardan hicrî IV. yy.da bile Kur’ân hakkında gayr-ı müstakim, su götürmez iddialar ortaya atılmıştır. Kur’ân-ı Mecîd’le müteallık bu asılsız iddialar Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat’in hazik alimlerinin kalemleriyle bertaraf edilegelmiştir. İşbu alimlerden birisi de “Seyfü’s-Sünne”, “Nâsıru’l-Mille” Kâdî Ebûbekir b. et-Tayyib el-Bâkıllânî (İbnü’l-Bâkıllânî) (v. 403)’dir.

Siyâsî, içtimâî ve fikrî bağlamda bazı kargaşaların baş gösterdiği bir dönemde yaşamış olması tabiatıyla el-Bâkıllânî’nin telifâtına da yansımıştır. Aklî-naklî bütün ilimlerde mütebahhir olan el-Bâkıllânî’nin el-İntisâr li’l-Kur’ân (el-İntisâr li-Nakli’l-Kur’ân veya el-İntisâr li-Sıhhati Nakli’l-Kur’ân)’ı telif etmesindeki en bâriz sebep yaşadığı asırda Kur’ân-ı Kerîm’i ta’n etme maksadı güden ve insanların kalplerini teşkik eden bazı mekanizmaların zuhur etmiş olmasıdır. Asırları haysiyetiyle nev-zuhûr olan bu mekanizmaların kara çalmaları hiçbir meşru zemine oturmayan bir takım mukaddimelerle -fasit- neticelere ulaşma yolunda serdettikleri icmalen “Kur’ân-ı Kerîm’de ziyade veya noksanlık”, “Nass-ı Kur’ân’a lahn duhulü” ve “Sahabe-i Kirâm hakkında menfî mefkûrâtlar” gibi maddeler etrafında deveran etmektedir.

İmam el-Bakıllânî müşarun ileyh kitabında Kur’ân-ı Kerîm’e yapılan itirazları çürütme ve bütün muhtemel zeriaları seddetme ameliyesi zımnında muhtelif menhecler uygulamıştır. En fazla uyguladığı menhec “إن قالوا كذا قيل كذا” (Eğer -takdim veya itiraz sadedinde- şöyle derlerse, onlara şöyle cevap verilir) şeklindedir.

Kitabına ehl-i fesâdın Mushaf-ı Osman’a dair itirazları ve şeklerinin reddiyle başlayan İmam el-Bâkıllânî daha sonra ilimde naklin sıhhatinin muteber olduğuyla da alakalı müstakil bir fasıl açmış, bilâhare Hulefâ-i Râşidîn (Radıyallâhu Anhum)’in faziletleri ve Kitâb-ı Mübîn’i hıfzetmelerine değinmiştir.

Eserde daha sonraki bab-fasıllarda icmâlî olarak ehl-i fesadın ayetlerin sayısı, takdîri ve ayetiyyet nitelikleri bağlamındaki ihtilafları, ilk ve son nazil olan ayet-i kerimeler, أنزل القرآن على سبعة أحرف rivayeti ve Ku’rân’ın nakliyle ilgili itirazlar, Râfıza ve diğerlerinin itirazları, merviyyâttan mensûh ayetler, ehl-i fesadın Kur’ân’ın sıhhati ve lügat açısından lafzıyla ilgili itirazları ve Kur’ân’daki kıssaların tekrarı ve faideleri başlıkları altında mufassal bilgiler sunulmuştur.

Eser Muhammed es-Seyyid Osman tahkikiyle Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye tarafından 670 sayfa olarak neşredilmiştir. (Beyrut, 2012) Bu baskıda musannifin mukaddimesine (s. 77) kadar asrındaki siyasî, soysal ve ilmî hareketler, terceme-i hâl ve nüshalarla ilgili bilgiler verilmiştir. Bir diğer baskı da 824 sayfa (2 cilt) olarak Dr. Muhammed ‘İsâm el-Kudât tahkikiyle Dâru İbn Hazm tarafından gerçekleştirilmiştir. (Beyrut, 2001) Bu baskıda ilaveten kitabın, muhtasarı olan Nektü’l-İntisâr li-Nakli’l-Kur’ân’la arasındaki farklara değinilmiştir. (I, 37) Nektü’l-İntisâr li-Nakli’l-Kur’ân da Dr. Muhammed Zağlûl Selâm’ın tahkikiyle neşredilmiştir. (İskenderiye, 1971)

Günümüzde Kur’ân-ı Kerîm hakkında ortaya atılan bir çok sapık görüşün def’i için işin ehlinden ve menbaından malumat edinme bakımından tozlu raflardan ehl-i tahkîkin rahlelerini daha çok işgal etmeye müstehak olan muhteşem bir eser olma niteliğini haizdir.