“İnsanların hırsızlık bakımından en kötüsü namazından çalan kimsedir” buyurur Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem). Sahabe sorar: Ya Resûlellâh! Kişi namazından nasıl çalabilir ki?” Cevap verir Fahr-i kâinât: “Rükûsu ve secdesini tam yapmaz.”[1]

Hükmî açıdan bakıldığında kişisel olduğunu söyleyebileceğimiz “namazdan çalma” olayı en kötü hırsızlık olarak değerlendiriliyor ve namaz hırsızı en berbat hırsız olarak niteleniyorsa; ya insanların imanını çalanların hırsızlığına ne demeli?

Öyle ya, kişinin, neticesinde başkasına yönelik bir bağlayıcılığı olmayan ibadetinde hırsızlık yapması en kötü hırsızlık addediliyor. Peki ya habis itikadı kendisine yetmiyormuş gibi, müsteşriklerin narkozlamasıyla zihnine empoze edilen o müşevveş fikirleri televizyon ekranlarından insanlara aşılamaya çalışarak din hırsızlığı ve inanç yağmacılığı yapmanın hükmü ne olur?

Din adına, Kitabullah adına ortaya çıkan bir kısımlarının hakikatte Cehennem kapılarına çağırdığını haber vermektedir bir kısım hadisler.[2]

Ayrıca İbn Mesud’un şu sözü de zamanın tasvîri açısından mühimdir: “İlme sarılın. (…) Zira sizi Allah’ın kitabına çağırdıklarını zanneden bir takım topluluklarla karşılaşacaksınız. Hâlbuki onlar onu (Allah’ın kitabını) sırtlarının arkasına artmışlardır.”[3]

Hakkında Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in “Allah hakkı Ömer (Radıyallahu anh) ’in lisanı ve kalbine koymuştur” buyurduğu Hz. Ömer (Radıyallahu anh)’in bu günleri anlatan değil de âdeta okuyan şu ifadeleri ne kadar da manidardır: “Sizden sonra bir grup gelecek; recmi, deccali,  havzı, kabir azabını ve bir takımlarının (Cehennem’e girdikten sonra tekrardan) ateşten çıkacaklarını inkâr edecekler.”[4]

İslam âlemi kan içinde evet.

Müslümanların oluk oluk kanları akıyor. İslâm beldeleri harap olacak şekilde tarumar edilmiş. Kadınların ırzına geçiliyor, çocuklar ve hatta kundaktaki bebekler dahi acımasızca katlediliyor. Yani özetle, yedi düvele karşı savaşıyoruz. Etrafımız çevrili değil mi? Bundan daha ziyade tehlike var mıdır acep?

Var tabi, inanın medya baronlarının ekranlara sürdüğü din hırsızı Oryantalist beslemeler zikrettiğim katliamlardan çok daha fazlasını yapıyorlar bu ümmete. Garbın eşkıyasının katlettiği Müslüman Cennet’e gidiyor belki ama Şark’tan gözüküp garba çalışan bu güruhun zihnini bulandırdığı Müslümanın Allah Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cehennemi boylayacağını haber veriyor.

Demem o ki; beyler biz asıl savaşı umumi bazda din, hususî anlamda ise akide noktasında veriyoruz. Demiş ya büyükler; Asıl harp edilen kişi dini konusunda savaşılandır. Ve esas soyulan kişi dini noktasında soyguna uğrayandır.”[5]

Öyleyse asıl işgal altında olan ne Suriye, ne Mısır, ne Filistin ne de Doğu Türkistan’dır.

İşgal altında olan akidevi köklerinden büyük oranda kopmaya yüz tutmuş Türkiyemdir, Türkiyem…


[1] Ahmed b. Hanbel, Müsned, No: 22642, Taberânî, Müsnedu’ş-Şâmiyyîn, No: 2347,Tayâlisî, Müsned, No: 2333

[2] Hâkim, el-Müstedrek, No: 386, Ebû Avâne, Müstahrec, No: 7166, Bezzâr, Müsned, No: 2962

[3] Darimî, Sünen, Mukaddime, No: 145

[4] Abdürrezzak, Musannef, No: 20860

[5] Zehebî, Siyeru A’lâmi’n-nübelâ, III/174