Nahiv ilminin kuruluşu ve gerekli malzemenin derlenmesi ilk olarak hicrî birinci yüzyılda Basra’da başlamış daha sonra ikinci yüzyılda Kûfe’ye taşınmıştır. Bu iki önemli ve yeni şehir daha ileriki zamanlarda nahiv ilminin ilk iki medresesi olan Basra ve Kûfe medresesine ev sahipliği yapmıştır.

Kuruluş aşamasını Basra’da, gelişme ve tamamlanma  aşamasını Basra ve Kûfe’de tamamlayan nahiv ilmi daha sonra tercih ve tasnif aşamasında Bağdat, Endülüs, Mısır ve Şam’a intikal etmiştir.

1. Basra Medresesi

İlk nahiv medresesi Basra medresesi olup sağlam temellerin atıldığı, en büyük nahiv âlimlerinin yetiştiği yer de Basra’dır. Ebu’l-Esved Ed-Düelî (ö. 69) ’den aldığı icmalî bilgileri daha sonra tafsilatıyla birlikte müstakil bir ilim haline getiren Basra uleması şüphesiz bu ilmin en köklü ve sarsılmaz bayraklarıdır.

Özellikle Ebu’l-Esved’in talebeleri olan Anbese b. Me’dân, Nasr b. Asım, Abdurrahman b. Hürmüz ve Yahya b. Ya’mer gibi âlimler bu damarın ilk tabakasını oluşturmaktadır. el-Halil b. Ahmed (ö. 170)’den rivayet edildiğine göre Ebu’l-Esved’in ashabı içerisinde en alim olan Anbese b. Me’dân’dı. Nasr b. Asım hem kurradan hem de fusahadandı. Ebu Amr b. Alâ ve başka dilciler de kendisinden ilim almıştır.[1]

Basra medresesinin ikinci tabakasında kurra-i seb’adan olan ve döneminde insanların sual mercii olan Ebû Amr b. Alâ (ö. 154), Ferazdak’ı bile yer yer lahne nisbet eden ve nahvi ilk olarak talil eden Abdullah b. Ebî İshak el-Hadramî (ö. 117) ve bu ikisinin talebesi olan,  Basra kurrasından sayılan ve el-Halil b. Ahmed’in de hocası olan İsa b. Ömer Es-Sekafî’yi görmek mümkündür.

Daha sonra Ebu Amr’ın talebesi ve Sibeveyh’in kendisinden nakilde bulunduğu Yunus b. Habib, el-Ahfeş el-Kebîr ve el-Halil b. Ahmed gelir. Bu tabakaya paralel olarak Kufe medresesinin ilk isimleri olarak Ebû Ca’fer er-Ruâsî (ö. 187) ve onun amcası Muaz b. Müslim el-Herrâ (ö. 187) görülmektedir.

Bir sonraki tabakada ise el-Kitâb sahibi Şeyhu’n-Nuhât Sibeveyh, Yahya b. Mübarek el-Yezidî (ö. 202), Ebû Zeyd el-Ensârî (ö. 215) gibi isimler yer alır. Onları da Sîbeveyh’in talebesi el-Ahfeş el-Evsat (ö. 215) takip eder. Ebû Osman el-Mâzinî (ö. 249) ve Ebû Amr el-Cermî (ö. 225) gibi dilciler de bir sonraki tabakayı oluşturur.

Basra medresesinin en son halkasını bu iki nahivcinin talebesi olan el-Muktedab sahibi el-Müberrid (ö. 386) oluşturur.

Sema ve kıyasa önem veren Basra uleması badiyeden derledikleri bilgileri kökleştirmiş ve kaideleştirmiştir. Şüphesiz Kûfe uleması Basra nahivcilerinden çok istifade etmiştir. Bir asır boyunca Basriyyûn tarafından iskeleti oluşturulan nahiv ilmine Kûfe uleması birçok zenginlik katmıştır. Ama bununla beraber iki medrese arasında bir çok ihtilaflar vuku  bulmuştur. Daha sonra gelecek olan medreseler bu iki medresede vaki olan ihtilaflar arasında tercihde bulunmuştur.

Basra mezhebi ulemasından özellikle el-Halil b. Ahmed kaideleri illetlere dayandırmıştır. Nitekim şu cümleleri şöhret bulmuştur:

“…Bu konuda benim durumum temeli sağlam, dizaynı ve bölümleri harika bir eve giren bir adamın durumu gibidir. Bu adamda evi yapan ustanın hikmetine dair sağlam bilgi vardır. Adam evin hangi yerinde dursa, “bunu bu şekilde şu sebepten yapmıştır” der. Evi yapan ustanın eve giren kişinin gerekçelendirdiği o şeyi adamın tahmin ettiği şeyden yapmış olması da farklı bir sebepten yapmış olması da câizdir. Ancak eve giren adamın ortaya koyduğu tahminin doğru olma ihtimali vardır. Benim durumum bu adamın durumu gibidir. Benim illetlerimden daha uygun illet getiren varsa getirebilir.” [2]

Basra medresesinin en önemli kitaplarından birisi İmam el-Halil’in talebesi Şeyhu’n-nuhât  Sîbeveyh’in el-Kitab’ıdır. Sîbeveyh bu kitabı senelerce okutmuş, vefatından sonra da talebesi el-Ahfeş el-Evsat okutmuştur.


Dipnotlar:

[1] Sa’îdü’l-Afğânî, Min tarihi’n-Nahv, Daru’l-Fikr, s. 36

[2] Ebu’l-Kâsım ez-Zeccâcî, el-Îzâh fî İleli’n-Nahv (thk. Mâzin el-Mubarek), 3. baskı, Dâru’n-Nefâis, Beyrut 1979, s.65.